Etkinliğe CHP genel başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu, Genel sekreter BihlunTamaylıgil, genel başkan yardımcısı Faik Öztrak, ve davet edilen 2000 davetliden 837 si çalıştaya  katılmıştır. Kent temsilcileri olarak aşağıda isimleri verilen kurumlar sorunlar ve çözüm önerileri ile ilgili raporları ile katılım sağlamışlardır.
Sanayi Odası
Mimarlar Odası
Makine Mühendisleri Odası
Disk Bölge Temsilciliği
Tabipler Odası
SES Kocaeli Şubesi
Muhtarlar Derneği
Diyanet Sen
Ticaret Odası
Esnaf Odaları Birliği
İzmit kent Merkezi Esnafları Derneği
Eğitim Sen Kocaeli Şubesi
Eğitim İş Kocaeli Şubesi
Kocaeli Yüksek Öğrenim Derneği

Kocaeli, ülkemiz sanayi yapısı içinde önemli bir yere sahiptir. Kocaeli’nin ülke imalat sanayisi içindeki yeri %13, kimya sanayisi içindeki yeri %27, araç üretimindeki yeri ise, %31,9’dur.  En büyük 500 firmanın 92’si Kocaeli’nde faaliyet göstermektedir.

Bu yapısı ile Kocaeli, Türkiye’nin 2011 vergi gelirlerinin %31,27’sini karşılamıştır.  Yine 2011 verilerine göre, devlete kişi başına en çok vergi veren il 21.405 Lira ile Kocaali’dir.  Türkiye ortalaması ise 4.193 TL’dir.  Bunun yanında, Kocaeli’nde kişi başına yapılan kamu harcaması 1.692 TL’dir. Türkiye ortalaması ise, 4.193 TL’dir.  Bu verilerin de açıkça gösterdiği gibiKocaeli ülke ekonomisine yarattığı katma değer çok yüksekken, bütçeden aldığı pay çok düşüktür.  Ülke ekonomisine yaratılan katma değerin, en az 1/5’inin Kocaeli’ne geri dönerse ilimizin altyapı ihtiyaçları karşılanabilir.

Kocaeli’nin sanayi ve ticaret alanındaki sorunları ve talepleri şu şekilde sıralanabilir;
– İlimizin kuzeyindeki mevcut TEM otoyolu artık yetersiz gelmektedir. Kuzey Anadolu Otoyolunun ilimizdeki bölümünün bir an önce demiryolu ile planlanarak tamamlanması gerekmektedir.
– İzmit-Yalova D100 karayolu mevcut trafiği taşıyamamaktadır. Ankara’dan gelen mevcut otoyolun, İzmir otoyoluna Altınova’nın güneyinden bağlanacak şekilde yeni bir otoyolun planlanması gerekmektedir.
– OSB’lerin demiryolu ile bağlantısı yetersizdir. Mevcut liman/iskeleler demiryolu ile OSB’lere ve Anadolu’ya bağlanmalıdır.
– 36 limanın bulunduğu ilimizde, Kuzey Anadolu otoyolu ve Körfez Geçişi’nin hayata geçmesi, Cengiz Topel Hava Limanının kullanılmaya başlanması ve hızlı tren projesi ile her türlü ulaşım ağının kullanıldığı bir lojistik merkez haline gelmiştir. Bu nedenle ilimizde bir lojistik üs kurulması ve buna paralel olarak lojistik borsasının hayata geçirilmesi uygun olacaktır.
– Nitelikli işgücü sayısı azdır. Özellikle ara eleman yetiştirme konusunda mesleki eğitime önem verilmelidir.
– Enerji maliyeti yüksektir. Rekabet gücümüzü arttırabilmemiz için, girdi maliyetlerinin Çin, Hindistan gibi ülkelerin seviyelerine çekilmelidir.
– Kayıt dışı ya da merdiven altı diye tabir edilen üretimlere denetim yetersizdir. Bu üretim yerleri vergi ödemediği için, haksız rekabet söz konusudur.
– Vergi oranları yüksektir. Vergi oranlarının düşürülmesi, firmaların üretim maliyetlerine etki edecektir.
– Kocaeli, istatistiklerde gerçek durumundan daha küçük gözükmektedir.İstatistikler genellikle firma merkezlerinin bağlı bulunduğu il baz alınarak açıklanmaktadır. Bu durum, üretim yeri Kocaeli’nde olmasına rağmen, şirket merkezleri İstanbul’da olduğu için üretim rakamları Kocaeli’ne değil, İstanbul’a eklenmektedir.
– Katma Değer Vergisi Kanununun 117 Sayılı tebliği ile ilgili uygulamada meydana gelen sorunlar giderilmelidir.
– Kentsel yerleşim alanları ve sanayi bölgelerinin birbirini olumsuz yönde etkileyip, risk oluşturmayacak şekilde ve aynı zamanda da iş gücü ve ulaşım gibi sosyoekonomik konularda birbirine fayda sağlayacak şekilde planlanması gerekmektedir.
– OBS’ler tarafından yapılacak çevre yatırımları ile alakalı yeni projelerde veya iyileştirmeye yönelik projelerde verilen desteklerin arttırılması gerekir.

Muhtar Süleyman Genç
19. yüzyılda devlet ve halk ilişlilerinin iyileştirilmesi amacıyla merkezi idarenin bir parçası olarak kurulan muhtarlık, Türkiye Cumhuriyeti’nin de en köklü demokratik kurumlarından biridir.
Vatandaşın 24 saat içerisinde her zaman başvurabileceği tek tüzel kişilik muhtarlıktır. Muhtarlıkta mesai saati yoktur. Devletin görevlileri mahalleye girerken muhtarı aradığı gibi, odunu biten, cenazesi olan, çöp sorunu olan vb. bütün sorunların ilk muhatabı muhtarlıktır. Vatandaşın bütün sorunlarının muhatabı olan hem devleti temsil eder, hem de hiçbir yetkisi ve yaptırımı yoktur. Muhtarların sorunları şu şekilde sıralanabilir;
Muhtarların devlet tarafından sağlanmış hiçbir sosyal güvencesi yoktur. Muhtarlar sosyal güvenliklerini, BAĞ-KUR’A zorunlu olarak bağlanarak, primlerini kendileri ödemektedir.
Muhtarlara ödenen maaş çok yetersizdir. Muhtarlara ayda 414 TL. Maaş ödenmekte, bunun 315 TL’sini en alt BAĞ-KUR primi olarak ödemektedir.
Muhtarlıkların birçoğunun hizmet binası bulunmamaktadır. Muhtarlar hizmet binasının kirasını, elektriğini, suyunu kendi cebinden öder.
Hiçbir olanak sağlanmayan muhtarlar herhangi bir hata yaptığı zaman ise, 657 sayılı devlet memurluğu yasası ile yargılanmaktadır.
Bu sorunlar dışında mahallesine hizmet götürmek isteyen muhtarlar, ya iktidar partisine taraftar olmak, ya da iş yapamayan muhtar durumuna düşmek zorunda kalmaktadır.

Diyanet Sen Başkanı Numan Uysal
Genel başkan Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na Kutlu doğum haftasındaki konuşmasından dolayı teşekkür edilmiş ve din ile siyasetin birbirine karıştırılmaması konusunda talepte bulunulmuştur
EĞİTİM
Geçtiğimiz yıllardan farklı olarak kısa bir süre önce yasalaşan eğitimde 4+4+4 düzenlemesi ile eğitim sistemi üzerinden bütün toplumsal yapı, AKP iktidarının siyasal-ideolojik hedefleri doğrultusunda biçimlendirilmek istenmektedir.
Eğitimin içeriği her geçen gün bilimsellikten, çağdaş ve laik eğitimden uzaklaştırılmaktadır.
Okulların fiziki yapı sorunları ve donanım eksiklikleri geçmiş yıllarda bile çok önemli bir sorundu.4+4+4 sistemine geçişle birlikte bu sorunlar katlanarak büyümüştür. Kentimizde ilk ve orta öğretim olmak üzere 576 okul varken yeni düzenleme sonucunda bu sayı valiliğin açıklamasına göre 900 e ulaşmıştır. Bu artış mevcut okul binalarına bir tabela yerine iki tabelanın asılmasıyla sağlanmıştır.
Son iki yılda ülkemizde okullarındaki kazalar sonucunda 15 öğrenci yaşamını yitirmiştir. Okula başlama yaşı 60 aya indirilmiş olmasına karşın bu yaş guruplarına uygun fiziki alt yapı çalışmaları için korkarız ki, kazalar sonucunda ölüm ve yaralanmalar daha da artacaktır.
Çocuğun okul eğitimine katılabilmesi için gerekli soysa, duygusal, bilişsel, dil ve motor becerilerinin gelişimi 72 aydan önce tamamlanmadığı bilinmesine rağmen 60 ay üzerindeki çocukların okula başlatılması sonucunda yüz binlerce öğrenci başarısız olacak ve yaşamları boyunca bu mutsuzluk sürüp gidecektir. Bu başarısızlıklar her zaman olduğu gibi hiçbir suçu olmadığı halde öğretmenlerin üzerine yıkılmaya çalışılacaktır.
Yine bu öğretim yılında çok sayıda öğrenci,okulundan ve okul çevresinden zorunlu olarak kopartılıp, oturduğu yerden uzakta farklı okullara yönlendirilmiştir. Bu durum, aileler için servis ücreti gibi yeni bir harcama kalemi ve öğrenciler için kaçınılmaz olarak zorlanacakları yeni bir zorunlu uyum süreci yaratmıştır.
Her ne kadar öğrencilere çok çeşitli dersler seçebilme hakkı tanınmış gibi gösterilse de okulların fiziki yapı, donanım eksikliği ve seçmeli derslerin çoğunu aktarabilecek öğretmene sahip olmamaları nedeni ile dinle ilgili dersler zorunlu seçmeli dersler haline gelmektedir.
Ülkemizde her alanda olduğu gibi eğitim alanında da eşitsizlikler sürmektedir. 4+4+4 uygulaması özel okullara yeni olanaklar sunarken, yoksul aile çocuklarına organize sanayi bölgelerindeki meslek liselerine giderek ucuz işgücü olmaları dışında bir seçenek sunulmamaktadır.
Bu eğitim-öğretim yılında ilimizde 60-66 ay arasında yaklaşık 14.000 çocuğun veli iznine bağlı olarak kayıt yaptırabilmesi olanaklı iken yalnızca alt gelir gurubundan ailelerin çocuklarını okullara gönderdikleri saptanmıştır. Veliler her ay ödemek durumunda oldukları ana sınıfı giderlerini karşılayamadıkları için çocuklarını ilkokula göndermek zorunda kalmışlardır.
Kentimizde resmi rakamlarla okula devam ettiği ifade edilen anaokulu öğrenci sayısı ile okullara fiilen devam eden öğrenci sayısı arasında önemli farklılıklar vardır.
İlimiz yöneticileri SBS-LYS-YGS sınavlarında elde edilen sonucun dışında eğitimin diğer sorunlarıyla ilgilenmemektedirler.
Öğretmenler derse girmenin yanı sıra TKY, TEDEP, RİDEF, ADEY, GİEE, gibi onlarca proje için evrak memurluğu yapmaktan asli görevlerini yerine getiremez hale getirilmişlerdir.
Hizmet içi eğitim olarak adlandırılan etkinlikler “ben bin dokuz yüz bilmem kaçta öğretmenken” ile başlayan bilimsellikten uzak büyüklerden masallar, öğütler biçimine dönüşmüştür.
İlimizde sanayiciler tarafından yapılan okullar, diğer devlet okullarına göre daha ayrıcalıklı durumdadır. Okullar için harcadıkları paraları vergiden düşen sanayiciler, bu okulları egzoz ve gürültü kirliliğinin had safhaya ulaştığı anayol kenarlarına yaptırarak hiçbir ücret ödemeden kocaman tabelalarla reklamlarını yapmaktadır.
Milli Eğitim bakanları ile başlayan öğretmeni aşağılama ve hakaret söylemleri il yöneticilerinin katılmasıyla zirve yapmıştır.
Büyükşehir Belediyesinin 2009 yılında başlattığı her öğrenciye bir bilgisayar kampanyası ile üç yılda seksen bin öğrenciye dizüstü bilgisayar verilmiştir. Oysa aynı parayla ilimizdeki 11000 dersliğin tamamını bilgisayar, televizyon, projeksiyon makinesi alınarak toplumsal yarar gözetilebilirdi.

ÇÖZÜM ÖNERİLERİ
Eğitim temel bir insan hakkıdır. Bu nedenle devlet kamusal sorumluluğu gereği, herhangi bir ayırım gözetmeden herkese eşit ve nitelikli eğitimi parasız olarak sunmalıdır.
Değişen iktidarlarla birlikte eğitim politikamızın bilimsel, demokratik, laik, çağdaş ve parasız olma ilkelerinden ödün verilmemelidir.
Hiçbir olanağı kısıtlamadan ve çağdaş yöntemlerle insanı anlayan ve şekillendirmesini becerebilen ülkesine ve insanlığa karşı sorumluluk duyabilen nitelikli öğretmenler yetiştirilmelidir.
Yetişen öğretmenler sürekli değişen ve gelişen dünya koşullarına uygun bir biçimde hizmet içi eğitimden geçirilmelidir.
Öğretmenler, kendilerine ve birbirlerine olan saygılarını devam ettirebilmeleri için meslekte yükselmeleri liyakat esasına bağlanmalıdır.
Genel bütçeden Milli Eğitime ayrılan pay arttırılmalıdır.
Ülkemiz eğitimini daha geriye götürmekten başka bir işe yaramayan 4+4+4 eğitim uygulamasının kaldırılması için toplumun tüm dinamikleri ile Dayanışma içinde birlikte mücadele edilmelidir.
Eğitim, sadece sınavlara indirgenmemeli, çocukları yaşama hazırlayacak niteliğe kavuşturulmalıdır.
Tabipler Odası
Sağlık sorunlarını çözüyoruz diye yola çıkan mevcut iktidar, performans uygulamasını getirerek hastaları müşteri olarak görmeye başlamıştır. Sağlık emekçileri köleleştirilerek, hastalarla karşı karşıya getirilmiş, son yıllarda sağlık çalışanlarına yönelik saldırılar artmaya başlamıştır.
Hastalar sağlık kuruluşlarına başvurdukları zaman katkı payı altında alınan ücretlerle, sağlık hizmetleri paralı hale getirilmiştir.
TMMOB Makine Mühendisleri Odası Kocaeli Şubesi Ulaşım Komisyonu

Kocaeli,  yüzölçümü 3.418 km,  nüfusu 1.522.408 ,nufus artış hızı yüzde 3 / yıl, nüfus yoğunluğu 445 Kişi / Km2  ( Türkiye 2.si ),  kişi başına düşen GSYİH da ve gelişme hızı bakımından %61.7 lik gelişme hızı ile iller arasında Türkiye 1.si, (www.kocaeli.gov.tr)olan bir ildir.Türkiye ihracatının %12 si ve ithalatının %20 si Kocaeli’nden gerçekleşmektedir ( 2009 yılı verilerine göre )
Yerleşim ve Sanayi Bölgeleri yukarıdaki nedenlere bağlı olarak hızla artmaktadır. Geçmiş 10 yıllık nüfus artış hızına göre hesaplanırsa  2023 yılında Kocaeli ilinin nüfusu 2.150.000 dolayında olacaktır. Bu durum ulaşım sorununu derinden etkileyecek şimdilerde bile çözülememiş trafik ve ulaşım sorununu daha da çözülemez hale getirecektir.
Nazım İmar Planları esas alınmalı 1/ 5.000 lere sadakatle bağlı kalınmalıdır. Şehir Planlarına bağlı olarak Ulaşım Genel ( Master ) Planı hazırlanmalıdır. Hazırlanan tüm alt projeler Genel Plana uygun olarak hayata geçirilmelidir. Strateji belirlenirken; insan ve yük taşımasında, başta raylı sistemler olmak üzere, toplu taşımacılık odaklı bir anlayışla hareket edilmelidir. Toplu taşımanın bir Kamusal Hizmet Olduğu kabul edilmeli, kar amacı güdülmemelidir. Belediyelerin toplu taşıma yetkilerini süresiz ve sınırsız bir şekilde tüzel kişiliklere devretmesi kesinlikle halkın zararınadır. Paris kentinde toplu taşımanın bilet geliri, giderin yaklaşık %20 si kadardır. Kopenhagen da bu oran %50 mertebesindedir.
Toplu taşımada raylı sistemler en ekonomik, en ergonomik, en çevreci ulaşım çözümleridir. Ancak ülkemizde bu alanda hiçbir standart olmadığından öncelikle standartlar oluşturulmalıdır.
Özellikle İzmit – Yalova bağlantısı olan D-130 Karayolu birçok yerleşim yerini bıçak gibi kesmektedir. Bahsi geçen yol, yaya ve taşıt güvenliği açısından son derece tehlikeli bir yapıya sahiptir ve bu bölgede birçok ölümlü kazalarda meydana gelmektedir. Bu aksın can ve mal kaybına sebep olan güvenlik standartları süratle iyileştirilmelidir. Kentin tüm yolları yaya güvenliği açısından yeniden incelenmelidir. TOKİ’nin yerel yönetimlerden ve planlardan bağımsız çalışmasına asla izin verilmemelidir. Deniz yolu ulaşımının etkinliği arttırılmalıdır.
Konya Büyükşehir Belediyesinin gerçekleştirdiği bisiklet projesi kentimizde de hayata geçirilmelidir. Kentimizde oldukça yoğun kullanılan servis araçları verimsiz işletildiğinden, toplu taşıma sisteminin içine entegre edilmelidir. Yeni hat ve benzeri ihtiyaçlar için plaka veya hat satışı gibi uygulamalardan vazgeçilmeli, mevcut kooperatif araç stokunun verimliliği arttırılmalıdır.
Son 5 yıl içinde P plaka satışından elde edilen yaklaşık 30 Milyon TL gelirin nerede kullanıldığı kamuoyuna anlatılmalıdır.
Toplu ulaşım sistemi birbirine olduğu kadar büyük otopark alanlarına da entegre edilmelidir. Otoparkları ve terminalleri şehir merkezine bağlayan yeni ring hatları oluşturulmalıdır. Kent merkezlerinde sürekli emisyon ölçümleri yapılarak, sonuçları halkla paylaşılmalıdır. Bu şekilde toplu ulaşıma yönelim için kamuoyu oluşturulabilir. Kent merkezlerindeki yol kenarı otoparkları uygulamasına derhal son verilmeli ve yol kenarlarına park yasağı getirilmelidir. Öğrenciler de ücretsiz taşıma kapsamına alınmalıdır. Kent yaşamının gerçek sahibi yayalardır. Parasız ulaşım hayal değildir.

ŞEHİR PLANCILARI ODASI
Ülkemizdeki yapıların önemli bölümü afet riski altındadır. Risklerin ortadan kaldırılması için acil önlem alınması da tartışmasız bir gerçektir. Sağlıklı yaşam alanları için, riskli alanlarda kentsel dönüşüm ya da bizlerin ifadesi ile kentsel iyileştirme-yenileme yapılması gereklidir. 2005 yılındaki belediye yasasındaki düzenlemede yerel yönetimler yetkili kılınmışken, bu yasa ile; dönüşüm denen uygulamaların yetkili mercii merkezi yönetim olmuştur. TOKİ eliyle Başbakanlık “tek imar otoritesi” haline getirilmiştir. Böylece yerel yönetimler, ilgili kurumlar ve «OLASI» toplum katılımı devre dışı bırakılmıştır. “afete karşı önlem” gerekçesi altında düzenlenen kanunla, ülkenin ve kentlerin tamamı “riskli alan” ilan edilebilmektedir.
Bu kanun ile;
Sadece riskli yapılar değil, «Anayasaya aykırı olarak» ilan edilen alan içindeki sağlıklı yapılar da dahil olmak üzere, riskli alanlardaki yapıların tamamı da yıkılabilecektir.
Tahliye ve yıkım masrafları mülk sahibine ödetilecek, ödemeyenlerin tapu kaydına ipotek konulacak,yargıya başvursalar dahi yürütmeyi durdurma kararı çıkmayacaktır.
HALKIN KATILIM, BİLGİLENDİRME VE İTİRAZ HAKKI ELİNDEN ALINACAKTIR.
Bu kanun ile, sağlıksız yapılaşmanın yenilenmesi fırsatı doğru değerlendirilmemekte, maliyetler halka yüklenmekte, inşaat sektöründe adaletsiz bir kazanç yaratılmaktadır.

Rantı yüksek bölgelerde yer alan ve mülkiyeti vatandaşlarda olan hastane, okul gibi kamu tesisleri de elden çıkabilecektir.
BU KANUN İLE,KIYILAR, TARIM TOPRAKLARI, ZEYTİNLİKLER, MERALAR, ORMANLAR GÖZDEN ÇIKARILMAKTA, DOĞAL, KENTSEL VE ARKEOLOJİK SİT ALANLARINDA DİLEDİĞİNCE TASARRUFTA BULUNMA İMKANI TANINMAKTADIR.
Kocaeli’ndeki tüm rantı yüksek bölgelerde bu talandan nasibini alacak ve kamunun kullanımına açık alanlarda peşkeş çekilecektir.

İzmit Kent Merkezi Esnafları Derneği
Kent içinde yapılan düzenleme çalışmaları ticaretle geçinen esnafları sıkıntıya sokmaktadır. Planlı yapılmayan kazı ve yol çalışmaları ticareti aksatmakta bu durumun esnaflarla planlanarak aşılması gerekmektedir.
Ulaşım keşmekeşliğine çözüm bulunması gerekmektedir
Avmlerin kent merkezli esnafları, yaşam sıkıntısına sokmakta bu alışveriş merkezlerinin en azında kentin tarihi dokusuna da zarar vermemesi açısından il dışına çıkarılması gerekmektedir.

Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak
2003 2012 bir başarı hikâyesi diye yutturulmaya çalışılan durum tam bir aldatmacadır. Büyümeyi tasarrufla değil borçla finanse ediyoruz. Krizde diğer ülkelerinde büyüme hızları %8 lerden 5 lere düşmüş ancak Türkiye’nin büyüme hızı daha çok düşmüştür  “%3lere”. Tam gaz zamlara ve vergilere devam edilmiş, pahalılıkta benzinde birinciliği mazotta da dünya ikinciliğini korumaya devam ediyoruz. Eğitimde, işsizlikte, iş güvenliğinde, cinsiyet eşitsizliğinde tüm dünyada sonuncu sıralardayız. Chp bu sorunların hepsine çözüm getirecektir ve bu bilgi birikimine sahiptir. Türkiye sanayi üssü, üretim üssü olmalı hizmet sektörü de buna paralel büyümelidir.

Chp Genel  Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu
“Kente geldi kimseyi dinlemeden gitti diyemezsiniz”. Hangi kesime dokunursanız sorunlar var ve dinledim. Biliyorsunuz ki yandaş basın konuşmalarımı çarpıtıp sizlere öyle aktarmaktadır. O yüzden dikkatli olmamız gerekir
Başbakan zamların gerekli olduğunu söyledi ve her alanda % 20 ye yakın zamlar yapıldı. Memura ve emekliye aynı oranda zam yapılmadı ve bu kesim geçinemiyoruz diyor. Seçimlerde bu tepkinin oyla dile getirilmesi gerekirken yine AKP ye oy veriliyorsa, vatandaşın sızlanmaya hakkı yoktur.
Kentsel dönümü yerinde dönüşüm olarak yapacağız. İnsanlar kentten uzaklaştırılıp yerine yapılan binalara ekonomik durumu iyi olan kesimi yerleştirmek kentsel dönüşüm değil sömürü düzenidir.
Sendikacılık önce üretmek, sonra hakça bölüşmektir. Bunu gerçekleştireceğiz.
Basının özgür olduğunu hiçbirimiz iddia edemeyiz. Ancak AKP nin yeni anayasasında “Basın özgürdür baskı yapılamaz” yazacak. Peki, bu gerçekleşecek mi? Tabi ki hayır.
En demokratik seçim muhtarlık seçimidir. Çünkü halk muhtarını doğrudan seçer. Bu yüzden bu kurumun kaldırılmasından yana değiliz. Esnaflar, din görevlileri ve diğer kuruluşlar kendilerini yalnız hissetmemeli. Biz bütün kuruluşların yanında olacağız olamasak bu bizim sorunumuzdur. Emekli olup yeniden çalışmaya başlayan esnafın maaşından gelir vergisi kesilmektedir. Dünyanın hiçbir yerinde çalışan insanın cezalandırılması mümkün değilken ülkemizde maalesef çalışan insan cezalandırıyor.
Oslo görüşmelerini ortaya çıkardık CHP ye saldırmaya başladılar. Terörü bitirmek ve silah bırakmalarını sağlamak için görüşme yapılabilir. Bundan önceki hükümetlerde yapmıştır. Ancak mutabakat metni diye bir anlaşma olamaz. Sırf 15 Haziran 2011 seçimlerine yatırım olsun diye verilen tavizlerin yansımasıdır bu durum. Şimdi de cumhurbaşkanlığına yatırım için 2. Oslo görüşmeleri yapılmak isteniyor.
İktidar her alanda sindirme politikaları uygulamaktadır. Ancak aydın kesim korkmamalı ve yürekli olmalıdır. Korkan insandan aydın olmaz. Biz sadece AKP hükümetiyle mücadele etmiyoruz, parti devletiyle mücadele ediyoruz.
Politikaya atılırken halka yalan söylememeye söz vermiştim. Hala o sözümün arkasında duruyorum. Her söylediğimi de yapacağım.
Sosyal Demokrat partilerde farklı düşünceler olur ama amaç tektir tabi ki belirli bir disiplin çerçevesinde. O yüzden parti olarak hedefimiz ülkemizi çağdaş düzeye yükseltmektir.